30 Kasım 2012 Cuma

10 Reasons Not To Date Alexander Skarsgard!

True Blood'da en sevdiğim karakterinin Eric Northman olduğunu sanırım artık bilmeyen yok çevremde.. Alexander Skarsgard deyince bir durmak gerekir önce.
Yeni filmlerini araştırırken birkaç yeni fotoğrafını gördüm..bir kadını canlandırdığı bu sahneleri çok merak ettim açıkçası..Bunların hangi filmden olduğunu bulmaya çalışırken de başka yerler keşfettim elbette.
www.imbd.com
Zaten internette sörf de bu işte...dalga seni nereye götürürse..:) True Blood Sookie severlerinin oluşturduğu bir sitede Alexander fanlarından birinin yazdığı bir yazıyı paylaşmak istiyorum..yazı Alexander ile çıkmamak için 10 tane sebep sunuyor size..hem iyi hem de kötü yanlarını ele alarak..eğlencelik..:)

benim hoşuma gitti:) özellikle de şu alttaki 3 madde..devamı için linki aşağıda..

3. He Likes To Be Naked

Why You Think This Is Good: LOOK AT HIM.

Why This Is Bad: You are dating Alex. You show up to his place, only to trip on the shoes he left in the doorway. He looks like a hardwood floors kinda man, so you get a concussion. You stumble around to find his shirt thrown over the back of the couch. His jeans are on the floor outside the bedroom and his underwear and socks are somewhere between the bedroom and bathroom. Finally, you see Mister Naked totally oblivious to his mess and your concussion.

This leads to another fabulous point: men are messy.

5. He Speaks Swedish

Why You Think This Is Good: He sounds so sexy when he does it. Didn’t you melt when he said “my lover” ? Don’t you want to pounce on him like a wild, sex starved beast once he starts talking in his native tongue? AND he probably does it during sex….

Why This Is Bad: In the middle of an argument, he could start cussing you out and you wouldn’t understand a word. He could mutter things in Swedish when mad and you won’t be able to understand even if you hear him. He can talk about you on the phone to his friends right in front of you, without you knowing if he is bitching about or praising you. And when you are with his Swedish friends and family, you will be the weird one who can’t talk with everyone else and makes the group translate or change their speech for you.

9. Everyone Loves Him

Why You Think This Is Good: You love him. People who party with him, love him. Everyone who meets him praises him and talks about how wonderful he is….even without meeting him, you gotta believe he’s pretty cool when he’s in a good mood.

Why This Is Bad: Bitches will want you dead and possibly kill you. Skarsluts/skarfans/skarpsychos will tear you to pieces, judge you without knowing a whit about you or your life, and pray for your painful and untimely demise because you have the audacity to be with him.

Source: http://www.sookieverseblog.com/2011/03/11/10-reasons-not-to-date-alexander-skarsgard/

15 Kasım 2012 Perşembe

Four Dubliners geldi aklıma..


Ellmann'in edebiyat alanina damgasini vurmus 4 mukemmel irlandali yazari, Wilde'in John Ruskin ve Walter Pater'in etkisi altinda entellektuel olusumunu gerceklestirdigi oxford yillarini, Yeats'in guzel ve karanlik son muhtesem siirlerini, Joyce'un yeni dil kullanimi ve kendimizi gorme acimizin deismesi konusundaki israrlarini, Beckett'in Modern Man'in donusumunun yazarligini yaptigini vurgulayarak anlatan, "ah yine İrlanda" dememe sebebiyet veren incecik kitap...

14 Kasım 2012 Çarşamba

AĞIR ÖLÜM

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

Pablo Neruda


17 Ekim 2012 Çarşamba

Bugünkü sabah parçalarım

Bu sabah serviste gelirken her gün rutin olarak dinlediğimiz Nihat'ın ve ülkenin durumundan sıkılıp kulağıma taktım kulaklıklarımı... ve işte dinlediğim şarkılardan ardarda gelip beni bambaşka diyarlara götüren üçü...sırayla geliyorlar ve o şekilde dinlenmeliler:)
  • IAMX söylüyor I Salute You Christopher... Christopher Hitchens'a ithafen..


I salute you, Christopher
I salute your life
How you play the dice

Your words will live in us
Timelessly insane
Explosive, fresh, and wise

Some will just forget
Some will close their eyes
Some will turn the tide...
  • Ve PURESSENCE'den geliyor This Feeling


Forgive me
Give me one more try
You're not the only one that can make me sigh

Why don't you
Lift me
Lift me from the mire
Too busy staring cold at your magic eye

Well I get this feeling
I get this feeling
Jumbled around and round and round
Inside my mind...
  • Last but not least, üçüncü şarkımız VILLIE VALO ve NATALIA AVELON düetiyle Summer Wine... Villie'nin sesini duyunca İskandinav diyarlarına, o buzul ülkelere göç ettiğimi beni tanıyan herkes bilir..her ne kadar yazdan bahsetse de bu şarkıda, Villie'nin o can alıcı sesiyle yaptığı giriş, her defasında beni etkilemeyi başarıyor ve kendimi buzlar şatosuna atıveriyorum..her duyuşumda ayrı bir tat veriyor..vazgeçemiyorum.



Strawberries, cherries and an angel kissing spring
My summer wine is really made from all these things

I walked in town on silver spurs that jingled to
A song that I had only sang to just a few
She saw my silver spurs and said let's pass some time
And I will give to you...summer wine
Oh..oh..oh...summer wine

9 Ekim 2012 Salı

In Utero'dan..

Scentless Apprentice...


sızdırdığım gaz buharı parfüme dönüşüyor
Beni yakamazsınız çünkü ben çekildim
Ateşe at beni ve hiç bozulmayacağım"

Frances Farmer Will Have Her Revenge on Seattle...


"Onun yabancı şahitliğinde, umarız hala bizimlesindir
Yüzüyorlar mı, boğuldular mı görmek için
Gözde hastamız, bir sabır örneği
hastalıkla kaplanmış Puget-Sound"

Heart Shaped Box


"Zayıf olduğumda beni bir balık gibi süzüyor
Senin kalp şekilli kutunun içindeyim bir haftadır
Batak katran çukuru tuzağında boğulmuşum
Karardığında kanserini yiyebilseydim keşke
Nefret
Doruk
Yeni bir şikayetim var
Para etmez öğüdüne sonsuza dek borçlu
Öğüdüne"


Kaynak: Teenage Duvar Notlarım..Bölüm 4..

8 Ekim 2012 Pazartesi

Chris Cornell dedi ki..

Sanırım ben yanıtı biliyorum
Ben tökezledim ve tüm dünya yıkıldı
Ve tüm gökyüzü sustu
Cam gibi kırıldı ve yavaşça yere döküldü
Derler ki eğer iyi ararsan
Eve dönüş yolunu bulursun
Kimsesiz doğmuş
Ve yalnız ölmeye mahkum..

...Chris Cornell'dan Kurt Cobain'e ölümünden sonra...



Kaynak: Teenage duvar notlarım..Bölüm 3.

5 Ekim 2012 Cuma

Günün incisi: Metallica'dan To Live Is To Die ..


TO LIVE IS TO DIE
İnsan yalan söylediğinde dünyanın bir parçasını öldürür
Bunlar insanların yanlışlıkla yaşamları sandığı solgun ölümlerdir
Bütün bunlara tanık olmaya daha fazla dayanamıyorum
Kurtuluşun Krallığı beni evime götürmez mi?

Kaynak: Teenage duvar notları bölüm 2:)

4 Ekim 2012 Perşembe

Tribute to Kurt Cobain..// Duvarımdaki Kurt Cobain'e...


Geçen gün bazı şeyleri atmak koşuluyla giriştiğim bir kitaplık toplamasında karşılaştım Kurt Cobain-Nirvana günlüklerimle...o günlerime, teenage zamanlarıma geri götürdü beni o küçücük kağıt parçalarına renkli kalemlerle yazıp soyut çizimlerle süslediğim nihilizm kokan kısa metinler, şarkı sözleri, acı çeken dizeler..

gençlikte daha doğrusu ergenlikten hemen sonra bizi genelde amaçsızlığa, hiçliğe iten nedir merak ediyorum. O zaman asisindir, kalıplara karşısındır, sürekli isyan eder ruhun, beynin..her düzene her-izm'e şüpheyle yaklaşır, sorgular ve sonunda da bir hiçliğe nihilizmin ta kendisine kapılırsın..80'lerde doğmuş, 90lı yıllar gençlikleri genelde Nirvana ile başlardı bu başkaldırışa, 90lara damgasını vurmuş grunge akımından nasibini fazlasıyla almış gençlerdik hepimiz.. 90lar gerçekten de "Smells Like Teen Spirit" zamanlardı.Kurt Cobain'in çatallaşmış sesiyle kendi duygularını açığa çıkarmak, duvarlarını onun genelde acı çeken portreleriyle süslemek, yeşil salaş örme bir hırka çekmek üzerine, beyaz çerçeveli güneş gözlükleri takıp oduncu gömlekler veya çizgili tişörtler giymekti..

Nirvana'nın albümlerini almaktı İzmir Kelepir kitabevinden, sırasıyla..ve her defasında büyük heyecanla içini dışını inceleyip mutlu bir şekilde eve dönmekti dinlemeye can ata ata..sonra gitarda onun şarkılarını tıngırdatmaya çalışmak ve sessizce mırıldanmaktı güzel olan. Öldüğünde onun için yas tutmak, hayatının merkezine koyup nasıl öldüğünü araştırıp teoriler geliştirmek sonra şarkı sözlerini incelemeye başlamaktı benim için özel olan..O dönemlerde "Blue Jean"in arka sayfalarındaki okur mektuplarına kadar her yazılanı okumak ve Kurt Cobain'i duyduğunu söyleyen kıza "saçma" ile karışık garip duygular beslemek " keşke ben de duyduğuma inansam, görsem" demek, Radyo 5'te Courtney Love şarkı söylerken Kurt Cobain'in ruhunun da gelip onunla şarkı söylediğine dair söylemler duymaktı garip olan.. inanmak istemekti içindeki boşluğu doldurmaya çalışarak Kurt Cobain'e, sesine, stiline, şarkı sözlerine ve en önemlisi müziğine tutunmak ve tutulmaktı en güzel ve en özel olan.

Bu yazı Kurt Cobain'e ithaf edilmiş olup, teenage duvarımdaki dizelerinden birkaçının Türkçe çevirileriyle noktalanacaktır. Saygıyla...


"Oyuncak biftek, deneme eti                                    
Bak parlak taraftaki intihar
Kayıp zihniyet, senin tarafındayım"
                                        
..Milk It..


"Biliyorum bu yanlış
Ne Yapsaydım?
Boşluktayım
Yakınamam
Boşluktayım"

..On A Plain..


"Otur ve fesleğen Çayı iç
Ben kansız krallığım
Sıcak süt ve laksatiflerle ayaktayım
Kiraz tadında mide ilaçlarıyla"

..Pennyroyal Tea..


Kaynak: Teenage duvar notları..Bölüm 1.

28 Eylül 2012 Cuma

Zenne, Ahmet, Türkiye ve ben..

...ve mavi kelebek uçaaaaar gider!
Dün akşam Zenne'yi seyrettim..Hem de salya sümük..Hüngür hüngür...

dayanamadım, 26 yaşında gencecik bir çocuğun başına ne geleceğini bile bile, ailesine karşı dürüst olup rahat nefes alabilmek, özgür kalabilmek arzusuyla sırf cinsel tercihini babasına açıkladı diye, kalleşçe vurulmasını bir daha hatırlamaya dayanamadım. Oturdum hüngür hüngür ağladım.

yabancı basında da büyük yer bulmuştu Ahmet'in ölümü.. Namus cinayetlerinin ilk gay kurbanı diye..Türkiye'nin hala modern ve geleneksel arasında nasıl gidip geldiğinden, AB üyesi olmaya çalışırken hala namus cinayetlerinin büyük bir problem olduğundan dem vurulan gazete yazılarında bu tip olgulara oldukça "weird", tuhaf bakan Batı'ya hak veriyorum. İnsan haklarına saygı gösterilmeyen bir ülkede, insanın konuşma hakkının olmadığı bir ülkede, cinsel tercih hakkı olması na mümkün!
Can ve Ahmet, Can sahneye çıkmadan önce kuliste..
Dün oturdum Zenne'yi seyrettim..ağlaya ağlaya..

Türkiye'de resmi kayıtlara geçen ilk gay namus cinayetine kurban gitti Ahmet Yıldız... gencecik, tam da mutlu olmaya yakınken..tam da paylaşmaya karar vermişken kendini, kimliğini..babasıyla, ailesiyle, canlarından bir parça olduklarıyla..

2008'e geri döndüm Zenne'yi izlerken..içim sızladı..neden, nasıl diye?! bir türlü anlam yükleyemedim yine yapılanlara..nasıl bir mentalitedir bir anneyi, bir babayı o ruh haline itebilen? nasıl bir duygu vardır ki dünya üzerinde annelikten babalıktan daha yüce? tek gerçek değil midir o bağ aslında, en samimi en içten olan değil midir? nasıl "namus" gibi sonradan türetilen bir kavram bunların önüne geçebilir? toplumsal bir inşaadan başka birşey değil midir "namus"? en "namuslu" geçinenler değil midir asıl "namussuzlar"?

bir de nedir bu "namus"u bu kadar önemli kılan Türkiye'de? din mi? aile kavramı mı? neresinde bunun aile gerçeği? neresinde bunun müslümanlık? adam öldürmek namus uğruna olursa caiz mi?

Bir tarafta Can'ı her ne olursa olsun bağrına basan, hala parmaklarını öpen ona sarılıp yatan annesi, öteki tarafta Ahmet'i onu seven babasına vurdurtan "ana" denilemeyecek bir figür.. Oturdum bu ikileme ağladım.

Dün oturdum Zenne'yi izledim..düşüne düşüne..öfkelene öfkelene.. 

Ahmet'in ailesine öfkelendim.. Ahmet'i öldürdükleri için, sadece silahla değil, verdikleri huzursuzlukla, ruhunu sıkıştırmakla, korkutmakla, özgürlüğünü kısıtlamakla, dayakla, onun içindeki çocuğu yaşatmadıkları için öfkelendim.
Topluma öfkelendim.. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da duyarsız oldukları için, bu tip bir durumu içselleştirdikleri için, hala bu aileyi haklı bulan kesimler olabildiği için, tutucu ve örümcek kafalı düşünceleri kafasından atamayan kesimlerle dolu olduğu için öfkelendim.
Devlete, emniyete öfkelendim.."Babam beni öldürebilir" diye savcılığa başvuran, polise sığınan Ahmet'e sahip çıkamadıkları , onu koruyamadıkları için..Bu tip cinayetlerin önüne geçemedikleri, "iç işlere" karışamadıkları, önceden bir önlem alınamadığı için öfkelendim.
Kendime öfkelendim.. Bu konudaki çalışmalarımı yarım bıraktığım, ben burada hiçbir şey değiştiremem dediğim için.. Toplumsal cinsiyet rollerimiz, ahlak anlayışımız ve kadın-erkek eşitliğimiz konusunda uğraşmama rağmen farkındalık yaratamadığım için..Bireysel çabalarım yetersiz kaldığı için..akademik anlamda bu konuda birşeyler yapma şansım olduğu halde yapamadığım, yapmadığım, asılmadığım için öfkelendim.
Mehmet Binay, Ahmet Yıldız, Caner Alper
Caner Alper, Kerem Can, Mehmet Binay
Zenne Dancer beni içsel hesaplaşmalara, hatırlamaya, sorgulamaya itti yeniden.. Zenne 'de Kerem Can'ın performansı kimi zaman beni Hedwig and the Angry Inch'e kimi zaman da Rocky Horror Picture Show'a götürdü.. Hem ağladım, hem takdir ettim filmi ve yapımcılarını, Caner Alper ve Mehmet Binay'ı..hem Erkan Avcı hem de Kerem Can'ı..





25 Eylül 2012 Salı

Bir zamanlar uslu çocuklardı..// Once well-behaved & good boys..

Once well-behaved & good boys..

Kurt Cobain aynı masum ve güzelliğe sahip..kendisini her zaman tek geçerim.. Alice Cooper ve Steven Tyler ve de Marilyn Manson de ilgi çeken isimler:)) ha hahha..Alice Cooper'ın şu efendi hali gerçekten muazzam.. James Hetfield ise hiç değişmemiş desek yeridir:) Kirk Hammet aynı beklediğim gibi:)


http://www.sahibinden.com/ilan/alisveris-kitap-dergi-film-bilgi-referans-istanbul-da-rock-kulturu-yeraltindan-yeryuzune-71355898/detay/

17 Eylül 2012 Pazartesi

My Body Is My Journal, And My Tattoos Are My Story


Çıkık elmacık kemikleri ve ona çok yakışan sürmeli gözleriyle aslında çok da popüler olabilecek Hollywood filmlerinde yer alabilecekken, gerek bedenini gerekse yakışıklılığını ön plana çıkaracak rollerle prim yapabilecekken, o, sadece ve sadece yüreğinin sesini dinlemiş ve farklı rollerin farklı filmlerin adamı olma yoluna gitmiştir. Perdede genelde hayatı “ti”ye alan serseri tipli bir Johnny izlemeye alıştığımız için aslında “ıssız bir adam” olduğu izlenime kapılmışımdır hep. Ancak bir zaman gelmiş, kendini ailesine adamış ve bir ada satın alarak izole etmiştir “normal” yaşamdan. Bu da akıllara bir zamanlar söylediği bir sözü getirir, “Ben eski moda bir adamım… Bira göbeğine sahip, kanepede oturup bir göle veya ona benzer bir şeye bakan yaşlı bir adam olmak istiyorum.” Ayrıca küçük bir detay da Türkiye’den aldığı ve Savarona’dan esinlenerek yaptırdığı Anatolia adlı teknesiyle engin denizlere yelken açmaya devam etmektedir...

NOT: "BİR BEDEN; YÜZLERCE KARAKTER: JOHNNY DEPP" adlı yazımdan alıntıdır..

30 Ağustos 2012 Perşembe

Şarkılarımdan bir demet...

favourites (21 tracks) by aslisahinsoy - MixPod

yukarıdaki linkte her daim severek dinlediğim ve asla vazgeçemediğim favori şarkılarımdan bazıları yer alıyor...Eskiden last fm vardı ne güzel alışveriş yapardık şimdi illegal yollardan da olsa çalışmıyor benimki... Burada malum herşey yasaklandığından, millet çatır çatır kullanıyor plug-inleri yükleyip... bir de güzel önerileri olurdu senin müzik zevkine göre ki, tadından yenmezdi..

Varsa bilen nasıl tekrar çalıştırabileceğimi yardımcı olursa sevinirim... normalde bu mixpodun sağ tarafta çalışabiliyor olması gerek ama sanırım fazla yüklü hissediyor kendini, onu da başaramadı.. o yüzden dinlemek isteyenler için buradan paylaşıyorum..

enjoy!

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Kitap Vitrinindeydik...

Tunca Çaylant yazdı... Kitap Vitrininde..

"İstanbul’da Rock Kültürü -Yeraltından Yeryüzüne-, türünün meraklıları için hazırlanmış bir araştırma ve yazarı Melike Aslı Şahinsoy’un da ilk kitabı. Aslen yazarın yurtdışındaki yüksek lisans programı için hazırladığı tezi olan araştırma, rock müzik kültürünü ve bu kültürün İstanbul’daki seyrini farklı açılardan ele alıyor.

Araştırmasının asıl sorusunu “İstanbul’daki rock kültürü neden ve nasıl değişmiştir ve şu andaki konumu nedir?” olarak belirleyen Şahinsoy, bu soruya yanıt ararken ilk önce rock müziğin dünyada ortaya çıkış süreci, rock müzik dinleyicilerinin kişilik profilleri, bu profillerin toplumsal ölçekte yeraldığı sosyo-ekonomik katmanlar ve rock’ın karşı- kültür, alt-kültür formlarını alması ve “öteki” kavramıyla rock müziğin nasıl ilişkili olduğu noktalarını inceliyor.

Bu bölümde elde ettiği bulguları İstanbul ölçeğine indirirken nasıl kullandığından ve genel olarak metodolojisinden bahseden yazar, Türkiye’de pop ve arabesk kültürü üzerine yapılmış akademik çalışmalar varken; rock müzik kültürüyle ilgili yeterli akademik çalışmanın bulunmamasına da dikkat çekiyor.

İstanbul’daki rock kültürünü incelerken İstanbul’a hakim diğer kültürler olan Pop ve Arabesk ile karşılaştırmaları kullanmaktan çekinmeyen yazar, bu yaklaşımını yine rock müzik dinleyen insanların oluşturduğu stil ve tercihleri üzerinden destekliyor.

1990’lı yıllarda İstanbul’un, rock kültürünün ülkemizde edindiği yerin kalbi olduğuna değinen araştırmada, bu müziği dinleyen insanların oluşturduğu alt kültürün, 1999 yılındaki Satanist Cinayetleri’yle beraber rock müziğin satanizmle bağdaştırılması sonucu, nasıl bir anda ülke gündemine oturduğu ayrıntılı olarak ele alınmakta. Bu olayın rock müziğe bakış açısını negatif etkiler gibi gözükse de, sonraki yıllarda toplumun her türden kesiminin ilgisini çekmesi sonucu, bu müzik türü ve kültürünün yeraltından yeryüzüne çıkmaya başlaması ve popülerleşmesini beraberinde getirdiğini de ortaya koyuyor.

Son yıllarda yapılmış nokta atışı bir araştırma olarak gözüken İstanbul’da Rock Kültürü -Yeraltından Yeryüzüne-, yazarının kendi ilgi alanına da giren bir konu hakkında ürettiği kayda değer bir çalışma. Sadece akademik sunu anlamında değil, konuya ilgili genel okur profiline de hitap etmesi bakımından da; türün meraklılarının beğenisine sunulmuş." 

Tunca Çaylant


kaynak: http://www.kitapvitrini.com/istanbul-da-rock-kulturu-n74.html

2 Ağustos 2012 Perşembe

En Popüler 100 Rüya // The Top 100 Dreams



Arka Kapak

Rüyalarınızın dilini öğrenin: Herkesin görebileceği rüyalar ve anlamları!

Hepimiz rüya görürüz fakat rüyalarımızı ne kadar analiz etmeye çalışırsak çalışalım, genelde bize pek de anlam ifade etmeyen garip ve karmaşık deneyimler olarak kalırlar. Rüyalarımızı anlamanın anahtarı, bireysel işaretlerin ötesine bakmaktan geçer; böylece, her gece rüyalarımızda yarattığımız daha kapsamlı kalıpların farkına varabiliriz. 

En Popüler 100 Rüya, dünyanın dört bir yanındaki ülke ve kültürlerde rüya görenlerin, bu güne kadar 100.000'in üzerinde rüya analizi yapmış olan rüya psikoloğu Ian Wallace'a bildirdikleri 100 rüya kalıbını içermektedir. Tekrar tekrar ortaya çıkan bu 100 yaygın tema, temel yaşamsal kalıpları yansıtırlar. Bu kalıpları fark ederek, rüyalarınız ve kendiniz hakkında çok daha derin bir anlayışa erişeceksiniz. 

Bu evrensel rüya kalıplarını tarif eden ve onları neden gördüğünüzü açıklayan En Popüler 100 Rüya, günlük yaşantınızdaki en büyük arzu ve isteklerinizi nasıl hayata geçirebileceğiniz hakkında da öneriler sunuyor.

Tim Burton'a Dair...

eskileri karıştırıp buldum arşivimden:) Burton deyince akan sular durur... saygıyla eğiliyoruz bir kez daha önünde...

15 Haziran 2012 Cuma

VILLE VALO MADNESS


Bir Ville videosu daha paylaşmak istiyorum.. Ville'nin Bam Margera ile yaptığı delilikler, roportajları, inanılmaz gülüşü ve daha neler var neleeer:))

6 Şubat 2012 Pazartesi

BRIAN MOLKO & VILLIE VALO



Sabah sabah başka birşey için youtube'de gezinirken bu video ile karşılaştım ve bir anda Velvet Goldmine'a geri döndüm:) Bilenler bilir, bir Jonathan ve Ewan havası var bu ikilide, modern zamanların Bowie ve Iggy Pop ikilisi...fonda daha iyi bir müzikle süper olabilirdi, Him ve Placebo şarkılarından bir miks yapılabilirdi..müzik yavan olsa da, görüntüler için paylaşayım istedim...

enjoy...




19 Ocak 2012 Perşembe

En Popüler 100 Rüya


Yazar: Lan Wallace
Çevirmen: Melike Aslı Şahinsoy

Arka Kapak

Rüyalarınızın dilini öğrenin: Herkesin görebileceği rüyalar ve anlamları!

Hepimiz rüya görürüz fakat rüyalarımızı ne kadar analiz etmeye çalışırsak çalışalım, genelde bize pek de anlam ifade etmeyen garip ve karmaşık deneyimler olarak kalırlar. Rüyalarımızı anlamanın anahtarı, bireysel işaretlerin ötesine bakmaktan geçer; böylece, her gece rüyalarımızda yarattığımız daha kapsamlı kalıpların farkına varabiliriz. 

En Popüler 100 Rüya, dünyanın dört bir yanındaki ülke ve kültürlerde rüya görenlerin, bu güne kadar 100.000'in üzerinde rüya analizi yapmış olan rüya psikoloğu Ian Wallace'a bildirdikleri 100 rüya kalıbını içermektedir. Tekrar tekrar ortaya çıkan bu 100 yaygın tema, temel yaşamsal kalıpları yansıtırlar. Bu kalıpları fark ederek, rüyalarınız ve kendiniz hakkında çok daha derin bir anlayışa erişeceksiniz. 

Bu evrensel rüya kalıplarını tarif eden ve onları neden gördüğünüzü açıklayan En Popüler 100 Rüya, günlük yaşantınızdaki en büyük arzu ve isteklerinizi nasıl hayata geçirebileceğiniz hakkında da öneriler sunuyor.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...