müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2016 Çarşamba

Ve Mavi Kelebek Uçar Gider...

İşte bundan 2 sene önce çıkarmayı planladığım kitabımın önsözü. Başka bir belgeyi ararken buldum onu. 2014'ün Aralık ayında kaleme almışım dolup dolup. Çıkaramadım kitabımı, fani hayat ayaklarıma dolanmıştı. Ve şimdi neden olmasındı?

blue butterfly gif

Ve Mavi Kelebek Uçar Gider... 


Önsöz

Bu kitaptaki bütün yazılar tamamen kişisel olup, ergenlik dönemlerimde yazdığım defter notlarından, çeşitli dergi ve mecralarda basılan makalelerime, akademik çalışmalarıma kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. İçimden geldiği gibi, hiçbir iddia içermeyen, tamamen sevdiğim olguların, kavramların, yazarların, filmlerin, yönetmenlerin, aktör ve aktristlerin, müziklerin, grupların, sanatçıların, psikopatların, katillerin ve daha birçok deneyimin ekseninde dönen kalemimin kağıdıyla sevişmesinden doğmuş yekpare bir çocuktur bu denemeler.

Bir tutkudur bu elinizde tuttuğunuz kitap, tam da kalbime açılan bir kapıdır. Dikkat! Bu kitap fazlaca ben; biraz da benim hayatıma girenleri içermekte ve kalıcı melankoliye yol açabilmektedir. Her ilacın yan etkisi olduğu gibi, biraz karnınız ağrıyacak, zaman zaman yüreğiniz sızlayacak, bazen beyniniz uyuşacak ama sonunda iyileştiğinizi hissedeceksiniz. 

Mavi Kelebeği bir süreliğine yakalayacak, onu avucunuzda tutacak ve sonra da uçmasına tanık olacaksınız. 

Dikkat: Bu kitap ağır dozda hayal içerir!

09.12.2014



2 Haziran 2015 Salı

İz Bırakan Şarkılar - Düşmedim Daha / Umay Umay

Naylon

90'lar artık mazi oldu. Bizim ergen dönemlerimize denk gelen 90lar ayrı bir güzeldi. Her dönemin kendine has anları, anıları var elbette. Ama Türk pop müziği için değişik bir dönemdi 90lı yıllar. En çeşitlendiği ve farklı tarzların pop altında buluştuğu bir dönem.

Bazı şarkılar vardır, gündemde kalmasa da, artık hatırlanmasa da sizde iz bırakan. İşte Umay Umay'ın Düşmedim Daha'sı da öyle birşey.

Kıyamet Sen de! Kop Kopacaksan!




Üvey, zemheri gözler üvey 
Yer gök dört duvar sagır ağır ağır 
Düşmedim daha 

Ah dar sokak vurgunları 
Kaldırın düşenleri ağır ağır 
Düşmedim daha 

Ayaz vur vuracaksan hiç utanmadan 
Ey talih sen de dön döneceksen 

Gecen günün beni neden tanımadı 
Elin kolun beni nasıl saramadı 
O bendeki canı henüz yoramadı, ooof of 

Üvey, zemheri gözler üvey 
Yer gök dört duvar sağır ağır ağır 
Düşmedim daha 

Ah dar sokak vurgunları 
Kaldırın düşenleri ağır ağır 
Düşmedim daha 

Çabuk son yetim yıldız dal derinlere 
Kıyamet sende kop kopacaksan 

Gecen günün beni neden tanımadı 
Elin kolun beni nasıl saramadı 
O bendeki canı henüz yoramadı, ooof of

20 Mart 2015 Cuma

Güzel Adamlar Güzel Gruplarla Güzel Şarkılar Söylerler

Şarkı Güzel, Adam Güzel, Tema güzel, daha ne olsun! // Beautiful Song, Beautiful Man, Beautiful Theme!

Arcade Fire:We Exist Featuring Andrew Garfield



Bilenler bilirler, Arcade Fire gözbebeklerimdendir.Ayrı bir severim onların tınısını. Kendimi yakın hissetmediğim şarkıları da hemen hemen yok gibidir. Zamanında beni onlarla tanıştıran tearunited ve prozaktif arkadaşlarımın etkisi büyüktür bu sevgide:)

Bugünün şarkısı ve video klibi Arcade Fire'dan gelsin istedim. Parçanın adı "We Exist". Teması çarpıcı, toplumsal mesaj çok açık ve yerinde. Başrolde The Amazing Spider Man 'den tanıdığımız ve gönlümde hem o sevimli halleriyle hem de garip albenisiyle taht kuran Örümcek adamımız, The Imaginarium of Doctor Parnassus'un sevgili Anton'u Andrew Garfield.


Bu adam bu şarkıda daha da mı güzelleşmiş ne?

Andrew Garfield

Arcade Fire

17 Ekim 2012 Çarşamba

Bugünkü sabah parçalarım

Bu sabah serviste gelirken her gün rutin olarak dinlediğimiz Nihat'ın ve ülkenin durumundan sıkılıp kulağıma taktım kulaklıklarımı... ve işte dinlediğim şarkılardan ardarda gelip beni bambaşka diyarlara götüren üçü...sırayla geliyorlar ve o şekilde dinlenmeliler:)
  • IAMX söylüyor I Salute You Christopher... Christopher Hitchens'a ithafen..


I salute you, Christopher
I salute your life
How you play the dice

Your words will live in us
Timelessly insane
Explosive, fresh, and wise

Some will just forget
Some will close their eyes
Some will turn the tide...
  • Ve PURESSENCE'den geliyor This Feeling


Forgive me
Give me one more try
You're not the only one that can make me sigh

Why don't you
Lift me
Lift me from the mire
Too busy staring cold at your magic eye

Well I get this feeling
I get this feeling
Jumbled around and round and round
Inside my mind...
  • Last but not least, üçüncü şarkımız VILLIE VALO ve NATALIA AVELON düetiyle Summer Wine... Villie'nin sesini duyunca İskandinav diyarlarına, o buzul ülkelere göç ettiğimi beni tanıyan herkes bilir..her ne kadar yazdan bahsetse de bu şarkıda, Villie'nin o can alıcı sesiyle yaptığı giriş, her defasında beni etkilemeyi başarıyor ve kendimi buzlar şatosuna atıveriyorum..her duyuşumda ayrı bir tat veriyor..vazgeçemiyorum.



Strawberries, cherries and an angel kissing spring
My summer wine is really made from all these things

I walked in town on silver spurs that jingled to
A song that I had only sang to just a few
She saw my silver spurs and said let's pass some time
And I will give to you...summer wine
Oh..oh..oh...summer wine

6 Şubat 2012 Pazartesi

BRIAN MOLKO & VILLIE VALO



Sabah sabah başka birşey için youtube'de gezinirken bu video ile karşılaştım ve bir anda Velvet Goldmine'a geri döndüm:) Bilenler bilir, bir Jonathan ve Ewan havası var bu ikilide, modern zamanların Bowie ve Iggy Pop ikilisi...fonda daha iyi bir müzikle süper olabilirdi, Him ve Placebo şarkılarından bir miks yapılabilirdi..müzik yavan olsa da, görüntüler için paylaşayım istedim...

enjoy...




17 Ekim 2010 Pazar

80'lerde Çocuk Olmak Tüm Kitapçılarda!


"Oh Girls Wanna Have Fun" adlı öykümle ben de buradayım:) Bekleriz..

****
80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı. Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar... Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. Yaklaşık üç yıllık bir çalışma sonucu doğan 80’lerde Çocuk Olmak kitabı, her kuşağın el kitabı olacak nitelikte. Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle abileri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri, birbirimizle konuşurmuş gibi doğal bir şekilde anlatılıyor. Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar orada öylece duruyor. Yolculuğumuza siz de katılın...

Kitabımızı 80’lerin aydın insanlarına, halk kahramanlarına, üniversite gençliğine ve 80’lerde doğup kaybettiğimiz tüm çocuklara ithaf ediyoruz. 

Kadir Aydemir’in yayına hazırladığı bu kitap ayrıca anlamlı bir doğum günü hediyesi. 80’ler çocuklarının hiç yaşlanmadığının, hep çocuk kalacağımızın bir ispatı... Bu yıl, Türkiye sanal âleminin en eski ve köklü şiir-edebiyat sitelerinden Yitik Ülke’nin(www.yitikulke.com) 10. yaşını kutlarken, bu kitapla, anılarına sahip çıkan herkesin de doğum gününü kutluyoruz.

Bu toplum belleksiz değil! Bizler de unutmadık ve yazdık!

Yaşasın 80’lerde çocuk olmak!

“80’lerde Çocuk Olmak” kitabında yazılarıyla, anı ve anlatılarıyla yer alan 80’lerin çocukları:


Yeşim Ağaoğlu, Onur Akbudak, Alper Akdeniz, Erdem Aksakal, Neyran Savaşman Akyıldız, Çiğdem Aldatmaz, Figen Alkaç, Sema Aslan, Hürcan Âşık, Mustafa Atapay, Kadir Aydemir, Eda Aytekin, Nil Esra Başaran, Ezgi Başkır, Suat Başkır, Barış Behramoğlu, Onur Behramoğlu, Göksel Bekmezci, Sinem Bengi, Yiğit Değer Bengi, Ersan Bengisu, Hasip Bingöl, Ahmet Büke, Elmira Cancan, Gökçenur Ç., Şebnem Çağlayan, Tunca Çaylant, Kader Çekerek, Serdar Çekinmez, Murad Çobanoğlu, Bülent Çolak, Elçin Demiröz, Özge Ç. Denizci, Ömer Faruk Dizdar, Eylül Duru, Galip Dursun, Sine Ergün, Azim Raşit Ersoy, Elif Savaş Felsen, İdil Giray, Pınar Gözpınar, Nilay Sağ Gülalp, Eda Günay, Koray Günyaşar, Yasemin Gürkan, Sanem Güven, Nefin Huvaj, Aydın İleri, Necla İret, Deniz Yalım Kadıoğlu, Gülay Kalkan, Bekir Arslan Kopuz, Ulaş Kurugüllü, Ahmet Küçükkayalı, Ece Erdoğuş Levi, Barış Müstecaplıoğlu, Engin Neşeli, Pınar Nurhan, Pelin Onay, Esra Ovalı, Yaprak Öz, Gürgen Öz, Şahin Özbay, Özlem Özyurt, Hatice Topal Özçoban, Nilüfer Özgeren, Sedef Özkan, Erol Özyiğit, Murat Prosciler, Tomris Sakman, Fazıl Say, Hakan Sim, Güray Süngü, Melih Süsleyen, Müjgan Şah, Melike Aslı Şahinsoy, Ümit Şener, Seda Tansuker, Filiz Tanya, Erkut Tokman, Alper Turgut, Murat Türkücüoğlu, Serkan Türk, Papyon Tayfun Türkkan, Ferhat Uludere, Gül Yaşartürk, Özlem Yıldız, Hande Yöremen, Zeynep Zişan ve Güncem Topçu.

24 Nisan 2009 Cuma

Karakalem Kumpanya!


Hayko Cepkin ile tam tekmil müzikte Deniz Durukan ve ben iyi polis kötü polisi oynuyoruz...Evet, kötü polis benim... Sakın kaçırmayın derim... Lezizzz olacak;)

18 Kasım 2008 Salı

“Biz Çoktan Unuttuk Dünya Dediklerini”


Sakin bir “Hayat” diliyorum sizlere sebepsiz ve sonuçsuz “denek hayat”larınızda.

“Gözlerin ya vardı aklımda
Biz çoktan unuttuk dünya dediklerini
Aşk bir kaza dedin bizse sağ kurtulduk
Bugün senin günün onu da mahvettin”

İstanbul’da kayda değer bir dinleyici kitlesine sahip, Onur Özdemir, Özdemir Dereli, Cenker Kökten, Soner Özışık’tan oluşan Sakin’in ilk albümü “Hayat” raflarda yerini aldı. Sound açısından bakıldığında yaptıkları müzik her ne kadar indie diye etiketlenmeye çalışılsa da, bence etiketi yok. Sözler hem o kadar basit hem o kadar anlamlı ki, evet hayat bundan ibaret dedirtiyor. Hayatın anlamı da anlamsızlığı da üç-beş satırda özetleniveriyor. Solist Onur Özdemir’in sakin ve samimi sesi sizi bir anda kavrıyor ve içinizdeki lalelerin hepsi beyaz beyaz açmaya başlıyor. Sakin size “Hayat”ı sunuyor.

http://vids.myspace.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&videoid=38728869

DAVID BOWIE MÜZİĞİNDEKİ POST- KOLONİCİLİK VE ORYENTALİZM



Bazen bir düşünce, bir gelenek veya bir tarih bizim değilse, bizimkinden farklıysa, kendimizi ondan uzaklaştırırız ve onu ayrı bir yere koyarak yabancılaştırırız. Sonra, kimi zaman kendimizi tanımlamak için - ne olmadığımızı - kimi zaman da diğerlerini tanımlamak için bu “öteki”leri kullanırız. Takındığımız tavırlar, benimsediğimiz düşünceler bizim “öteki”ni algılamamız doğrultusunda değişiklikler gösterir. “Öteki”, doğası gereği kendisini tanımlayana bir nevi dominantlık hakkı tanır. Farkında olmadan, ki zaten çoğu zaman tanımlandığının da ayrımına varmadan. Ve efendi ve hizmetkarlar sahne alır birden… Sahipler ve köleler…

Süper güçleri olanlar kendilerini dünyanın efendisi ilan ederek, uzak ve farklı olanı, kendi medeniyet tanımlarına uymayanları bir çırpıda üçüncü dünya ülkesi konumuna taşıyıverirler. Ama bir zaman gelir birinci dünya ülkeleri üçüncü dünya ülkelerine özlem duyarlar ve oralardaki “egzotik” tatlardan haz almak isterler. Peki bu sırada ikinci dünya ülkeleri ne yapmaktadır? Ve kaç tane daha dünya ve bu dünyaların kaç tane daha ülkesi vardır? Bunlar ise üstünde durulması çok da önemli olmayan saçma sorulardır.

Bu esnada gözünü egzotizmin sihri bürümüş olan, farklı tatlara aç beyaz adam “uzak”taki sevgiliye şarkılar yazar. Tıpkı bir aşk şarkısı gibi, ulaşılmayana duyulan özlem gibi… Peki yazılan sözlerin altında yatan gerçek bu kadar da basit midir? Satır aralarında ne gibi anlamlar barındırır beyaz adamın Çinli bir kıza yazdığı masumane aşk şarkısı? Birazcık ırklar arası romantizmin kime ne zararı vardır ki?



“MÜZİK HAKKINDA DOĞRU OLAN HAYAT HAKKINDA DA DOĞRUDUR”

“Müzik hakkında doğru olan hayat hakkında da doğrudur.” demiştir Mandy Slade Velvet Goldmine’ın dramatik bir sahnesinde… Hiç çekinmeden, hiç abartmadan “hayatıma yön veren adam” diyebileceğim David Bowie’nin hayatından kesitler sunan, beni ben yapan Todd Haynes filminde. Filmde de göze çarpan David Bowie Iggy Pop yakınlığının doğurduğu ayrıcalıklı ürünlerden biridir “China Girl”.

......devamı için Karakalem sayı 4, Haziran 2008..

http://www.undergroundistanbul.com/ Şubat 2009 sayısı..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...