corpse bride etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
corpse bride etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2009 Perşembe

BİR BEDEN; YÜZLERCE KARAKTER: JOHNNY DEPP



“Wuthering Heights”ı 10 kez izleyen bir romantik, çocukların bir yaşına basınca bir sarhoştan farksız olduğunu savunan ama aynı zamanda paparazzilerin çocuğunun resmini çekmesi halinde burnunu ısırıp sonra da yutacağını söyleyen, hala barbie bebeklerle oynayıp, kadın kıyafetleri giymeyi seven, büyümeyen, annesinin verdiği tavsiyeyi hayat felsefesi haline getiren, palyaço fobisi olan, 13 yaşında bekaretini kaybeden ve 14 yaşındayken dünyadaki bütün uyuşturucuları denemiş, şöhreti sevmeyen rahatsız bir yıldız o. Bir bedende yüzlerce karakter yaratabilen çoklu kişilik Johnny Depp…




Kimi zaman sersem Jack Sparrow’un altındaki zeki karakter, kimi zaman makas elleriyle tüm mahalleyi biçen gotik bir ucube, kimi zamanda Benny and Joon’da olduğu gibi Buster Keaton ve Charlie Chaplin taklitleri yapan Sam… Bazen çikolata fabrikasında cücelerle yaşayan garip Willy, bazen arzulu, tutkulu genç yeni yetme yönetmen Ed Wood, veya bir zamanlar Meksika sokaklarında salınan kör Sands… Bir bakmışsın Fleet sokağının şeytan berberi Sweeney Todd, bir bakmışsın Elm Sokağında kabuslar gören Glen Lantz birden Don Juan olmuş kadınların kabini fethediyor… sonra kafanı çeviriyorsun ve görüyorsun ki deli yazar Mort karısını öldürüyor ve bahçesine gömüyor; gizli penceresinin manzarası bu anlamda inanılmaz… Sonra Victor van Dort olmuş ölü gelini toprağın altından çıkarıp kendine aşık ediyor.

....devami Karakalem sayı 2.(Yasakmeyve ile beraber istemeyi unutmayın..)

...yazı aynı zamanda Herşeye Karşın sayı 15'de...sayfa 36'da....

18 Kasım 2008 Salı

TIM BURTON’A YOLCULUK

corpse bride

“Cumartesi öğleden sonraları televizyonda “The Brain that Wouldn't Die”ı izleyerek büyüdüm. Kolu kopmuş bir çocuk vardı ve tüm duvar kana bulanmıştı. Bunu hiçbir zaman negatif olarak görmedim. Gerçek olmadığı sürece bu tip şeyler bana “boşaltıcı” gelirdi.

Çocukken gördüğünüz birçok şey sizinle birlikte kalır… Hayatınızın çoğunu deneyimi yeniden elde etmek için harcarsınız.”


Fantezi, korku ve bilim kurgu filmleri bizi başka bir dünyaya götürdüğü gibi, kendimiz hakkında da birçok şey anlatır. “Imaginery cinema” dediğimiz tarz ise, tamamen insanın hayal gücüyle doğar, deneyimlerinden beslenir ve yaratıcısının elinde şekillenerek karşımıza çıkar. Bu tür filmler çoğunlukla çekirdek kitleleri ile var olurlar.

Tim Burton filmleri sadece modern sinemanın ve popüler kültürün kalıplarını yıkmakla kalmadı, fantastik öyküyü animasyonla birleştirerek bambaşka bir tarz yarattı. Yakın film tarihinde bütün endüstriyi etkileyebilecek bu kadar orijinal bir tarz yaratmayı çok az insan başarmıştır. Fakat elbette, alanında tek olduğunu kanıtlayan Burton da, ileride başlı başına bir popüler kültür malzemesi haline geleceğini bilemezdi.


................devamı Karakalem sayı 1, Eylül 2007

4 Kasım 2008 Salı

...ve mavi kelebek uçup gider!

Emily’nin bedeninin, Victor’ı Victoria’ya bırakmasından sonra binlerce kelebeğe dönüşmesi, Emily’nin sonunda özgürlüğüne kavuştuğunu ve mutlu bir şekilde serbest kalarak fanilerin dünyasından tamamen ayrıldığını sembolize eder. Victor filmin başında mavi bir kelebek çizer. Aslında Panama’ya özgü olan mavi kelebek tek ve özel bir türdür ve tüm hayalleri gerçek kıldığına inanılır. Avrupa efsanelerine göre de, acımasızca öldürülen bir kadın hayata bir kelebek olarak geri dönecektir. Bu açıdan bakıldığında, Emily’nin sonunda binlerce kelebeğe dönüşmesi huzura erdiğini ve hayallerine kavuştuğunu gösterir bize.

("Durmuş Olsa Bile Bir Kalp Hala Atmaya Devam Edebilir mi?" adlı yazımdan... Karakalem, sayı 5)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...