melankoli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
melankoli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2016 Cumartesi

20 Ocak 2016 Çarşamba

Ve Mavi Kelebek Uçar Gider...

İşte bundan 2 sene önce çıkarmayı planladığım kitabımın önsözü. Başka bir belgeyi ararken buldum onu. 2014'ün Aralık ayında kaleme almışım dolup dolup. Çıkaramadım kitabımı, fani hayat ayaklarıma dolanmıştı. Ve şimdi neden olmasındı?

blue butterfly gif

Ve Mavi Kelebek Uçar Gider... 


Önsöz

Bu kitaptaki bütün yazılar tamamen kişisel olup, ergenlik dönemlerimde yazdığım defter notlarından, çeşitli dergi ve mecralarda basılan makalelerime, akademik çalışmalarıma kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. İçimden geldiği gibi, hiçbir iddia içermeyen, tamamen sevdiğim olguların, kavramların, yazarların, filmlerin, yönetmenlerin, aktör ve aktristlerin, müziklerin, grupların, sanatçıların, psikopatların, katillerin ve daha birçok deneyimin ekseninde dönen kalemimin kağıdıyla sevişmesinden doğmuş yekpare bir çocuktur bu denemeler.

Bir tutkudur bu elinizde tuttuğunuz kitap, tam da kalbime açılan bir kapıdır. Dikkat! Bu kitap fazlaca ben; biraz da benim hayatıma girenleri içermekte ve kalıcı melankoliye yol açabilmektedir. Her ilacın yan etkisi olduğu gibi, biraz karnınız ağrıyacak, zaman zaman yüreğiniz sızlayacak, bazen beyniniz uyuşacak ama sonunda iyileştiğinizi hissedeceksiniz. 

Mavi Kelebeği bir süreliğine yakalayacak, onu avucunuzda tutacak ve sonra da uçmasına tanık olacaksınız. 

Dikkat: Bu kitap ağır dozda hayal içerir!

09.12.2014



17 Kasım 2008 Pazartesi

“SANA BİR ŞEY YAPMAYACAĞIM TATLIM, SADECE BEYNİNİ DAĞITACAĞIM!”





Jack Torrance’in hayatının aşkına söylediği bu cümle Kubrick’in filmlerini bize özetler. İzledikten sonra kalan etki tam da budur. Gerçeklerle yüzleşmiş ve aslında ne olduğumuzu, nasıl bir sistemin kurbanları haline geldiğimizi görüp dağılmışızdır bu kez.

Ya bu evrende yapayalnızsak ve uzayda bulduğumuz tek şey kendi yalnızlığımız olursa? Ya dünyayı yönetenler birer deli, çılgınlığın sınırında kimselerse? Ya eğiterek öldürücü duygularımızı, dürtülerimizi araç haline getirmeye çalışırken bu dürtüleri denetleyemezsek? Ya şiddet araç olarak kullanılırken dönüp hem kendini hem sistemi vurursa? Ya gerçek aşk bir rüyadan, yalandan başka bir şey değilse?
Kubrick’i analiz etmek pek de kolay değil, ne de çektiği filmlerin hepsine burada değinebilmek. Hem Burton hem de Lynch ne kadar Kubrick’ten etkilenmiş olsalar da, Kubrick, ne bilinçaltı ne de fantastik dünya üzerinde çalışır. Kubrick’de salt bir gerçeklik vardır ve tüm çıplaklığı ile ortadadır. Çoğu zaman acıdır ve yüzünüze bir tokat gibi çarpar.

Sartre başta olmak üzere varoluşçu filozofların epey kafa patlattığı seçim, bir var olup olmama meselesidir. Hayatta kalmak ya da kalmamak, seçmek ya da seçmemek… A Clockwork Orange’da peder: “İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.” der. Kubrick filmlerinin çoğu bir seçim etrafında gelişir ve bu seçim genelde geri dönüşü olmayan kötü sonuçlara gebedir. Her şey fazlasıyla gerçek, her gerçek de fazlasıyla acıdır ve tecrübe edilmelidir.



Kubrick Ağzımın İçinde Yaşayan Küçük Bir Çocuk…


The Shining’i ilk izlediğimde nedenini bilmiyorum ama aklıma kazınan Danny’nin, yani evin küçük telepatik oğlunun “Tony kim?” diye sorduklarında, “Tony ağzımın içinde yaşayan küçük bir çocuk” cevabı olmuştu. Belki de o yaşımda, ben de istemiştim ağzımın içinde küçük bir çocuğun yaşamasını.


(by Melike Aslı Şahinsoy............devamı için Karakalem Sayı 3, Nisan 2008)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...