çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2014 Cuma

Çok Özel Bir Teslimatınız Var: Bebek!

Bu resme bir bakın... İlk gördüğünüzde aklınıza gelen nedir?
Evet, yanlış görmüyorsunuz bu bir bebek postası:)

Bu fotoğraf National Postal Museum' da mevcut 

Resimde gördüğünüz adam bir postacı ve omzunda asılı olan da posta çantası. İçinde oturan şirinlik abidesi de postalanan bir çocuk.. Bu resim bu servisin yasaklanmasından sonra ironik amaçla çekilen temsili bir fotoğraf. 

İnanılır gibi değil ama 1900'lü yılların başında gerçekten kısa bir süre de olsa uygulanan bir uygulama bu. Ya geçmişte herkes çok dürüsttü, çok ahlaklıydı ya da ebeveynler çok fazla cesaretliydi, ya da vurdumduymazdı. Anlaşılır gibi değil..

1913 yılında ABD'de USPS (U.S. Parcel Post Service) tarafından hayata geçirilen bu uygulama ile kısa bir süreliğine de olsa az sayıda çocuk uzakta yaşayan büyükanne ve büyükbabalarına postalandı. Çocukların giysilerine iliştirilen ve damgalanan bir pul yoluyla hem de... Tren yoluyla veya dönemin posta arabalarıyla birer paket gibi taşındılar. Düzenlemelere göre paketin 50punds üzerinde olmaması koşulu vardı evet, ama zaten bebekler de bu rakamın altındaydı ve taşınamaz diye bir gerekçe de yoktu. Ve yaptılar!

May Pierstorff 1914 yılında, servisin başlamasından 1 yıl sonra 6. yaşgününde Grengeville'den 73 mil uzaklıktaki Idaho'ya büyükannesine ve büyükbabasına sadece 53 sente postalandı. May'in durumunda daha sonraları aileleri tarafından yapılan açıklamada postayı götüren kişinin bir akrabaları olduğu söylenecekti. Tabi ki aynı durum bu servisin ilk kurbanı olan Ohiolu Batavia için geçerli değildi. O da sadece 15 sente postalanırken bir de 50 dolara sigortalandı. 
May-91-2130
May Pierstorff, en ünlü posta çocuklardan
O dönemin düşüncesi neydi bilinmez ama sanırım çocuklarla yapılan seyahatlerin zorluğundan yola çıkarak ya masrafları azaltmak ya da bencil anne-babaların eziyet çekmelerini engellemekti. Çocuklarını verdikleri postacıya nasıl güvendikleri ve o kadar uzun yollarda çocuklarına ne olduğu konusu ise merak konusu. Bu şekil de olan çocuk postalarının sayısı tam olarak nedir bilmiyorum ama otoriteler bunu yasaklayana kadar- ki posta kurallarının ihlal edildiği gerekçesiyle yasaklanmış, başka bir nedenden ötürü değil yani:)- bilinen 6-7 çocuk postası olduğu söyleniyor. Amerikan kaynaklarında daha fazla bilgi bulunabilir elbette.

Children-97-1198



bu resimde de işi daha da ileri götürerek "bir de postanızı bırakın bebekler taşısın, dağıtsın" izlenimi veriliyor. Bu fotoğraf da mizahi temsili bir başka fotoğraf olarak raflarda yerini almış.

18 Temmuz 2014 Cuma

Bu Dünyaya Çocuk Doğurmak!


bir yanda kumsalda top oynayan masum çocukların üzerine bomba atarak onları katleden ve anne babaları, insanlığı perişan edenler; bu duruma göz yuman ve destek olan tüm ulus devletler;

bir yanda nakliye uçağı vurduk diye bile bile koskoca uçağı düşürüp 280 kişiyi öldürenler, 

bir yanda oy uğruna ülkesini ve tüm değerleri satanlar ve gözü kapalı herşey boyun eğip benliklerini yitirenler,

hakkını ararken, bakkala giderken, cenazede saf tutarken kör bir kurşuna kurban gidenler,

anlık zevkler uğruna küçücük bedenlere tecavüz eden ve ruhlarını şeytana satanlar... 

ve daha niceleri.. 

bu dünya artık yaşanmaz oldu çıktı. 

bu dünyada çocuklara ve çocuk olmaya yer kalmadı artık. bu dünyada çocuk olmak bile suç artık...  

başka bir gezegende hayat bulunursa o zaman orada çocuk doğuracağım..burada değil!

18 Ekim 2010 Pazartesi

80'lerde ÇOCUK OLMAK KİTAPÇILARDA!


"80'lerde Çocuk Olmak" kitabı 3-10 Kasım arasında Punto Dağıtım kanalıyla tüm kitabevlerinde!


Kapak ve basın metnimizi Facebook'ta, Twitter'ınızda, web sitenizde-blogunuzda ve mail yolu ile arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz! 

Geri sayım başladı :) 

Kitabımız ilk olarak TÜYAP'ta okur karşısına çıkacak, ayrıntlı bilgi www.yitikulke.com 'da

***

"80'lerde Çocuk Olmak" kitabının kapak arkası ve basın tanıtım metni şöyle:

Bu sadece bir kitap mı? Hayır! Bu kitap, canlı bir şey! Yaşayan tarihin ta kendisi! Dikkatle, özenle okuyun...

80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı. Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar... Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. Yaklaşık üç yıllık bir çalışma sonucu doğan 80’lerde Çocuk Olmak kitabı, her kuşağın el kitabı olacak nitelikte. Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle abileri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri, birbirimizle konuşurmuş gibi doğal bir şekilde anlatılıyor. Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar orada öylece duruyor. Yolculuğumuza siz de katılın...

Kitabımızı 80’lerin aydın insanlarına, halk kahramanlarına, üniversite gençliğine ve 80’lerde doğup kaybettiğimiz tüm çocuklara ithaf ediyoruz. 

Kadir Aydemir’in yayına hazırladığı bu kitap ayrıca anlamlı bir doğum günü hediyesi. 80’ler çocuklarının hiç yaşlanmadığının, hep çocuk kalacağımızın bir ispatı... Bu yıl, Türkiye sanal âleminin en eski ve köklü şiir-edebiyat sitelerinden Yitik Ülke’nin (www.yitikulke.com) 10. yaşını kutlarken, bu kitapla, anılarına sahip çıkan herkesin de doğum gününü kutluyoruz.

Bu toplum belleksiz değil! Bizler de unutmadık ve yazdık!

Yaşasın 80’lerde çocuk olmak!

“80’lerde Çocuk Olmak” kitabında yazılarıyla, anı ve anlatılarıyla yer alan 80’lerin çocukları:

Yeşim Ağaoğlu, Onur Akbudak, Alper Akdeniz, Erdem Aksakal, Neyran Savaşman Akyıldız, Çiğdem Aldatmaz, Figen Alkaç, Sema Aslan, Hürcan Âşık, Mustafa Atapay, Kadir Aydemir, Eda Aytekin, Nil Esra Başaran, Ezgi Başkır, Suat Başkır, Barış Behramoğlu, Onur Behramoğlu, Göksel Bekmezci, Sinem Bengi, Yiğit Değer Bengi, Ersan Bengisu, Hasip Bingöl, Ahmet Büke, Elmira Cancan, Gökçenur Ç., Şebnem Çağlayan, Tunca Çaylant, Kader Çekerek, Serdar Çekinmez, Murad Çobanoğlu, Bülent Çolak, Elçin Demiröz, Özge Ç. Denizci, Ömer Faruk Dizdar, Eylül Duru, Galip Dursun, Sine Ergün, Azim Raşit Ersoy, Elif Savaş Felsen, İdil Giray, Pınar Gözpınar, Nilay Sağ Gülalp, Eda Günay, Koray Günyaşar, Yasemin Gürkan, Sanem Güven, Nefin Huvaj, Aydın İleri, Necla İret, Deniz Yalım Kadıoğlu, Gülay Kalkan, Bekir Arslan Kopuz, Ulaş Kurugüllü, Ahmet Küçükkayalı, Ece Erdoğuş Levi, Barış Müstecaplıoğlu, Engin Neşeli, Pınar Nurhan, Pelin Onay, Esra Ovalı, Yaprak Öz, Gürgen Öz, Şahin Özbay, Özlem Özyurt, Hatice Topal Özçoban, Nilüfer Özgeren, Sedef Özkan, Erol Özyiğit, Murat Prosciler, Tomris Sakman, Fazıl Say, Hakan Sim, Güray Süngü, Melih Süsleyen, Müjgan Şah, Melike Aslı Şahinsoy, Ümit Şener, Seda Tansuker, Filiz Tanya, Erkut Tokman, Alper Turgut, Murat Türkücüoğlu, Serkan Türk, Papyon Tayfun Türkkan, Ferhat Uludere, Gül Yaşartürk, Özlem Yıldız, Hande Yöremen, Zeynep Zişan ve Güncem Topçu.

Kapak tasarımı Savaş Çekiç ustamıza aittir...

17 Ekim 2010 Pazar

80'lerde Çocuk Olmak Tüm Kitapçılarda!


"Oh Girls Wanna Have Fun" adlı öykümle ben de buradayım:) Bekleriz..

****
80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı. Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar... Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. Yaklaşık üç yıllık bir çalışma sonucu doğan 80’lerde Çocuk Olmak kitabı, her kuşağın el kitabı olacak nitelikte. Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle abileri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri, birbirimizle konuşurmuş gibi doğal bir şekilde anlatılıyor. Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar orada öylece duruyor. Yolculuğumuza siz de katılın...

Kitabımızı 80’lerin aydın insanlarına, halk kahramanlarına, üniversite gençliğine ve 80’lerde doğup kaybettiğimiz tüm çocuklara ithaf ediyoruz. 

Kadir Aydemir’in yayına hazırladığı bu kitap ayrıca anlamlı bir doğum günü hediyesi. 80’ler çocuklarının hiç yaşlanmadığının, hep çocuk kalacağımızın bir ispatı... Bu yıl, Türkiye sanal âleminin en eski ve köklü şiir-edebiyat sitelerinden Yitik Ülke’nin(www.yitikulke.com) 10. yaşını kutlarken, bu kitapla, anılarına sahip çıkan herkesin de doğum gününü kutluyoruz.

Bu toplum belleksiz değil! Bizler de unutmadık ve yazdık!

Yaşasın 80’lerde çocuk olmak!

“80’lerde Çocuk Olmak” kitabında yazılarıyla, anı ve anlatılarıyla yer alan 80’lerin çocukları:


Yeşim Ağaoğlu, Onur Akbudak, Alper Akdeniz, Erdem Aksakal, Neyran Savaşman Akyıldız, Çiğdem Aldatmaz, Figen Alkaç, Sema Aslan, Hürcan Âşık, Mustafa Atapay, Kadir Aydemir, Eda Aytekin, Nil Esra Başaran, Ezgi Başkır, Suat Başkır, Barış Behramoğlu, Onur Behramoğlu, Göksel Bekmezci, Sinem Bengi, Yiğit Değer Bengi, Ersan Bengisu, Hasip Bingöl, Ahmet Büke, Elmira Cancan, Gökçenur Ç., Şebnem Çağlayan, Tunca Çaylant, Kader Çekerek, Serdar Çekinmez, Murad Çobanoğlu, Bülent Çolak, Elçin Demiröz, Özge Ç. Denizci, Ömer Faruk Dizdar, Eylül Duru, Galip Dursun, Sine Ergün, Azim Raşit Ersoy, Elif Savaş Felsen, İdil Giray, Pınar Gözpınar, Nilay Sağ Gülalp, Eda Günay, Koray Günyaşar, Yasemin Gürkan, Sanem Güven, Nefin Huvaj, Aydın İleri, Necla İret, Deniz Yalım Kadıoğlu, Gülay Kalkan, Bekir Arslan Kopuz, Ulaş Kurugüllü, Ahmet Küçükkayalı, Ece Erdoğuş Levi, Barış Müstecaplıoğlu, Engin Neşeli, Pınar Nurhan, Pelin Onay, Esra Ovalı, Yaprak Öz, Gürgen Öz, Şahin Özbay, Özlem Özyurt, Hatice Topal Özçoban, Nilüfer Özgeren, Sedef Özkan, Erol Özyiğit, Murat Prosciler, Tomris Sakman, Fazıl Say, Hakan Sim, Güray Süngü, Melih Süsleyen, Müjgan Şah, Melike Aslı Şahinsoy, Ümit Şener, Seda Tansuker, Filiz Tanya, Erkut Tokman, Alper Turgut, Murat Türkücüoğlu, Serkan Türk, Papyon Tayfun Türkkan, Ferhat Uludere, Gül Yaşartürk, Özlem Yıldız, Hande Yöremen, Zeynep Zişan ve Güncem Topçu.

17 Kasım 2008 Pazartesi

“SANA BİR ŞEY YAPMAYACAĞIM TATLIM, SADECE BEYNİNİ DAĞITACAĞIM!”





Jack Torrance’in hayatının aşkına söylediği bu cümle Kubrick’in filmlerini bize özetler. İzledikten sonra kalan etki tam da budur. Gerçeklerle yüzleşmiş ve aslında ne olduğumuzu, nasıl bir sistemin kurbanları haline geldiğimizi görüp dağılmışızdır bu kez.

Ya bu evrende yapayalnızsak ve uzayda bulduğumuz tek şey kendi yalnızlığımız olursa? Ya dünyayı yönetenler birer deli, çılgınlığın sınırında kimselerse? Ya eğiterek öldürücü duygularımızı, dürtülerimizi araç haline getirmeye çalışırken bu dürtüleri denetleyemezsek? Ya şiddet araç olarak kullanılırken dönüp hem kendini hem sistemi vurursa? Ya gerçek aşk bir rüyadan, yalandan başka bir şey değilse?
Kubrick’i analiz etmek pek de kolay değil, ne de çektiği filmlerin hepsine burada değinebilmek. Hem Burton hem de Lynch ne kadar Kubrick’ten etkilenmiş olsalar da, Kubrick, ne bilinçaltı ne de fantastik dünya üzerinde çalışır. Kubrick’de salt bir gerçeklik vardır ve tüm çıplaklığı ile ortadadır. Çoğu zaman acıdır ve yüzünüze bir tokat gibi çarpar.

Sartre başta olmak üzere varoluşçu filozofların epey kafa patlattığı seçim, bir var olup olmama meselesidir. Hayatta kalmak ya da kalmamak, seçmek ya da seçmemek… A Clockwork Orange’da peder: “İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.” der. Kubrick filmlerinin çoğu bir seçim etrafında gelişir ve bu seçim genelde geri dönüşü olmayan kötü sonuçlara gebedir. Her şey fazlasıyla gerçek, her gerçek de fazlasıyla acıdır ve tecrübe edilmelidir.



Kubrick Ağzımın İçinde Yaşayan Küçük Bir Çocuk…


The Shining’i ilk izlediğimde nedenini bilmiyorum ama aklıma kazınan Danny’nin, yani evin küçük telepatik oğlunun “Tony kim?” diye sorduklarında, “Tony ağzımın içinde yaşayan küçük bir çocuk” cevabı olmuştu. Belki de o yaşımda, ben de istemiştim ağzımın içinde küçük bir çocuğun yaşamasını.


(by Melike Aslı Şahinsoy............devamı için Karakalem Sayı 3, Nisan 2008)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...