toplumsal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toplumsal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2015 Pazartesi

KADINLAR YAZDILAR, HERKES OKUSUN DİYE...


K A D I N  M A R Ş I

Tecavuzcu kurtaj yaptirandan daha masumdur. 
Kadinlar is aradigi icin issizlik yuksek.
Evdeki isler yetmiyor mu?
Kizlar okuyor diye erkekleri evlendiremiyoruz.

Kadinin evden cikmasi caiz degildir.
Kadina siddet algida secicilik.
Kadin herkesin icinde kahkaha atmayacak.
Her kurtaj bir Uludere'dir.

Tecavuze ugrayan dogursun gerekirse devlet bakar.
Hamileler sokakta gezmesin...
Kadinin kariyeri annelik olmali.
Kadin evinin süsüdur...

http://www.kafekitap.com/urun/1364/kadin-sesleri


Dün Bir Kadın Gitti, 
ARZU ETİ POLAT 5
Annemin Azarlanmış Köpek Gözleri, 
AYTÜL HASALTUN 7
Kadının Şiddeti Ataları, 
BESTE YURTKAL 13
Üç Korner Bir Penaltı-Lunapark, CANDAN SELMAN 17-20
Vertigo, ÇİĞDEM KESKİNBIÇAK 21
Sarı Saçlı Güzel Bebek, ELİF KAPTANOĞLU ÖNCEL 24
Fasit, ELİF KARACA 28
Senin Ellerinde Kan Var!, EMİNE EBRU 35
27. Yüzyıl ve Sinir Dizilimleri, EZGİ DEMİR 39
İyi Çocuktu Sedat, FATMA BURÇAK 42
Gazoz Dinlenme Tesisleri, FÜSUN AYMERGEN 46
Uyanmak, H. GİZEM TAŞ 52
Salıncak, GÖZDE ARTIKASLAN 54
Adın Bir Küçük Kız Çocuğu, GÜLNAZ KIZILDAĞ 59
Bir Küçük Cinnet, GÜLRU PEKTAŞ 61
Ölü Ağıt, HÜLDA ÖKLEM SÜLOŞ 65
Üniversite Birinci Sınıfta Öğrenciydim Tıpkı Özgecan gibi, KADER SEVİNÇ 
Koyun, MELİKE ASLI ŞAHİNSOY 68
Kadın, MELİS OLÇUM 69
Şidddet, MUKADDER KAYHAN 73
Mor Yazma, MÜNİRE ÖZGENCAN 76
İnadına Şarkı Söylüyor Kadın, NESLİHAN YILDIZ 79
Göğsüme Sığmayan Acı-İlk Vuruş, ÖZLEM TÜM 81-82
Ölümün Soluğu, RAŞEL RAKELLA ASAL 86
Sahibinden Kadın Sesi, RÜYA İNCİ 97
Blokaj, SIDIKA SARPEN PABUÇCU 102
Sıradan Bir Gün, SİMGE ÜNGÖR 113
Yoktu, ŞİRİN PARKAN 120
Düpedüzülmüş Ziyan, VUSLAT ERKMEN 124
Türkiye’nin Kanayan Yarası, YAPRAK ZORLU 125
Azat-Şehre Küstüm, ZEYNEP ESRA 128-130
Şiddet Sözlüğü, AYCAN TÜRK 132 

26 Şubat 2015 Perşembe

KADIN SESLERİ ÇIKIYOR!


Sevgili Halil Gökhan'ın editörlüğünde kadınlar seslerini duyurmaya devam ediyor. Benim de bir şiirimle yer aldığım "Kadın Sesleri" Kafekültür Yayıncılıktan 8 Mart'ta Çıkıyor!




8 MART çıkış tarihi!

KADIN SESLERİ

AYCAN TÜRK - AYTÜL HASALTUN - BESTE YURTKAL - CANDAN SELMAN - ÇİĞDEM KESKİNBIÇAK - ELİF ÖNCEL - ELİF KARACA - EMİNE EBRU - EZGİ DEMİR - FÜSUN AYMERGEN - H. GİZEM TAŞ - GÖZDE ARTIKASLAN - GÜLNAZ KIZILDAĞ - GÜLRU PEKTAŞ - HÜLDA ÖKLEM SÜLOŞ - KADER SEVİNÇ - MELİKE ASLI ŞAHİNSOY - MELİS OLÇUM - MUKADDER KAYHAN - MÜNİRE ÖZGENCAN - NESLİHAN YILDIZ - ÖZLEM TÜM - RAŞEL RAKELLA ASAL - RÜYA İNCİ - SIDIKA SARPEN PABUÇCU - SİMGE ÜNGÖR - ŞİRİN PARKAN - VUSLAT ERKMEN - YAPRAK ZORLU - ZEYNEP ESRA

Öykü/Yaşantı/Yazı
Editör: Halil Gökhan
160 sayfa-KAFEKÜLTÜR YAYINCILIK
ISBN: 978-605-143-153-6
15 TL - 13,5 * 20 cm


Bu kitap keşke yazılmasaydı...

Kitap, kadınların sesleri çıkmadığı için yazıldı.
Ama KADIN SESLERİ çıksın diye de yazıldı.

Yaklaşık üç yıldır devam eden ve kadın kimliği, savaş, futbol, fuhuş ve aşk konulu derlenmiş öykülerden oluşan KADIN ÖYKÜLERİ altıncı ve son ciltle birlikte bitmişti.
Kadın yönelik şiddetin Özgecan Aslan'ın maruz kaldığı ve hayatıyla ödediği son boyutta tepkiler görülmedik bir düzeyde birleşti ve kadınların sesleri, başta kendi yaşadıkları şiddetlerin anlatımı olmak üzere bu şiddetin gerçek boyutlarını bütün toplumun algılaması bakımından bir zirve yaşandı adeta...
Sesler bitmiyor, çoğalıyor... KADIN ÖYKÜLERİ, KADIN SESLERİ'ne dönüştü yeni bir ciltle.
Daha mutlu, şeffaf, özgür, barış ve kardeşlik dolu yarınlar için...



7 Mayıs 2010 Cuma

BİZ İNELİM DE ÖLEN ÖLSÜN...

nasıl bir ülkede yaşadığımıza gün geçtikçe anlam verememeye başlıyorum...daha doğrusu nasıl insanlar haline geldiğimize...

sabah beşiktaş-ortaköy otobüsünde yaşadığımız bir olay bence sadece bir utanç tablosu..ve utandığımız bu tablolar karşısında nasıl da tepkisiz kalabildiğimizin veya basiretimizin bağlandığının bir göstergesi...

sabah 8.15 kadıköy-beşiktaş vapurundan inenler bilir ki, hemen beşiktaş merkezden geçen DT1 Ortaköy'e giden en yoğun otobüstür. Her sabah bir itiş kakış caddenin üzerine boylu boyunca dizilip trafiği çıkmaza sokan insanlar bu otobüse sığışmaya çalışır. Oysa şimdi hava ne de güzeldir acil işi olmayan kişiler beşiktaş-ortaköy arasındaki güzelim yolu yürüyedebilir...ama herkesin işi acildir... herkesin işi en acildir...ve herkes birbirinden daha da bencildir... kimse ne birbirine yer verir, ne sıra...zaten sıra yoktur otobüs kapısında... her sabah yaşanan bir arbede vardır...

bu sabah da her sabah gibi başlamıştı... ancak her gün gibi bitmeyebilirdi... birilerinin canı çok yanabilir, bir eve ateş düşebilirdi... ve olaya şahit olan otobüs insanları, bir daha aynı kişiler olamayabilirdi...

pembe gömlekli, sarı yandan ayrılmış saçları briyantinli,belli ki çok sinirli-hayata kızgın- yerini bulamamış, aidiyet duygusundan yoksun genç, vahşice bağırmaya başladı başka bir genç adama. O ise spor giyimli, kendi halinde ve oldukça kibar şoförden rica etti kapıyı kapamasını... Şoför dinlemedi, yolcu almalıyım dedi, pembe gömlekli genç küfürleri savururken ve belindeki silaha doğru elini atarken...kibar genç bağırdı polis çağırın diye... kimseden ses çıkmadı... arkada sıkışan bizler seslendik kapıyı kapayıp yoluna devam etmesi için şöföre...ancak nafile... o genci içeri almamasını söyledik ama yine nafile... hangi akla hizmet aralarında çocukların da bulunduğu ve herkesin tabiri caizse kıçkıça durduğu otobüs kalabalığının içine, aldı yine beli silahlı, eli silahlı, aklı silahlı, pembe gömlekli genci... kimliğini bulamamış, kendini ispatlamaya hazır genci...

oysa her sabahki gibi herkesin birden otobüse binmeye çalışmasıydı olan... kibar genç, pembe gömlekli gencin ayağına basmış biraz iterek ondan önce binmişti otobüse... o içeride, diğeri dışarıdaydı... belki de hep dışarıdaydı ve bunun hesabıydı sormak istediği... ortalığı inletti beni nasıl bırakırsınız dışarıda diye... kibar çocuğa atılan yumruk, onun eliyle omzundan bir itiş olarak geri dönmüştü dışarıdakine...elini silahına attı ve doğrulttu... sadece iki adam tuttu aşağıda onu.... herkes olayı izlerken silah oraya buraya savruldu. Tetikte olan parmak herhangi birinin pamuk ipliğine bağlı olan hayatını çok rahat söndürebilirdi...ve gitmemekte direnen şoför kapıyı kapadı bastı gaza...

bu 10 dakika boyunca herkes birbirine söylendi, kimse gidip olaya müdahele etmedi...kimse polisi aramadı... şoför gaza basıp gitmedi... kimse olayı sorgulamadı... "sen ne yaptığını sanıyorsun burası dağ başı mı" demedi kimse... kimse ama kimse kılını kıpırdatmadı... 10 dk böyle bir olay için oldukça uzun bir zaman, yaşadığımız yaşamlar içinse çok kıymetli bir zamandı... kısacık yaşamlarımızda o 10 dakikanın aslında ne kadar önemi vardı... kimse bunu bilemedi...anlamadı...

kimse ama kimse sorgulamadı... herkes işine geç kalmanın peşindeydi... aklımda "şoför bey gitmeyeceksen, inelim biz de işe geç kalmayalım" diyenler kaldı... biz inelim ölen ölsün...

biz inelim de ölen ölsün...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...